Demir Kız\\\Julie Kagawa ~Kitap Yorumu~

Arka Kapak Yazısı;

 Hayatı boyunca hiçbir yere uyum sağlayamamış yarı insan, yarı peri Meghan, Prens Ash'in kayıplara karıştığı Kış Divanı'nda tutsaktır. Demir perileri yendiğini sanan genç kız, Mevsimler Asası'nın Tekinsiz Divanı'ndan çalınmasıyla, savaşın daha yeni başladığını anlayacaktır.

Savaş çanlarını susturmak ve masumiyetini kanıtlamak için peri ve fâni dünyaları arasında mekik dokurken büyü gücüne anlayamadığı bir nedenle erişemeyen Meghan'ın tek silahı zekâsıdır. Ancak demir gibi bir irade geliştirirken bile fazlasıyla insani olan kalbindeki özlem fısıltılarını duymazdan gelemeyecektir.

Bu yolculuğunda Meghan'a tanıdık isimler ve yepyeni, tuhaf karakterler eşlik ediyor…


 İlk Cümle; Demir Kral, azgın bir şelale gibi dalgalanan gümüşi saçları ve olağanüstü güzelliğiyle önümde duruyordu.

Ve Yorumum...

Bir gece arayla 2. kitabı da bitirmiş bulunmaktayım. Öncellikle bu kitapta sinir olunacak o kadar çok şey vardı ki yoruma nasıl başlasam bilemiyorum. Ash'e oduncu küreği ile vurmak istememden mi başlasam, Puck'ın o kızıl saçlarını tek tek yolma isteğimden mi? Yoksa Grimalkin'in o umursamazlığını ona yedirmekle mi işe girişsem? Yapacak çok şey var fakat hiç biri asla geçerleşmeyecek. Ne yazık!!
Yine çok konuşmuşum, yoruma giriyorum bu yüzden..

Geçen kitabın sonunda Ash, söz verdiği gibi Meghan'ı Kış Divanı'na götürmüştü. Demir Kız'da Meghan kendini keşfediyor ve bu sefer amacı demir periler tarafından çalınan Mevsimler Asasını geri almak. Ama bu sefer başa çıkmak zorunda olduğu tek şey Mevsimler Asası değil. Kalbi ve güçleriyle de başı belada... 

Kitap boyunca harika sihirli bir dünya ve akıcı bir anlatım hakim. Ama bu kitabın bence asıl olayı olayların en beklenmedik şekilde gelişmesi. Bir savaşın ortasındayken kendinizi aniden fani dünyadaki okulunuzda baloda iki süper yakışıklı adamla dans ederken bulabilirsiniz. 
Tamam kitabı beğendim ama bence bu kitap geçiş bölümü gibi bir şey olmuş. Yine hareketliydi yine her yer sihirliydi fakat Ash'e ve Puck'a bu kitapta pek ısınamadım. Ash aşırı soğuk ve ketumdu, afedersiniz ama Puck'ta fazlasıyla gerizekalıydı. Meghan 'Ash'i seviyorum.' diyor, bizim fazla kurnaz Puck'ımız da 'ben yine de bekleyeceğim' diyor. Şimdi Puck zeki misin yoksa yüksek doz aşk alıp kendinden mi geçtin? 
Grimalkin'e de gıcık oldum -_- Bu kediyi seviyorum, öyle her yerden çıkıyor falan ama yine de bu kitapta çok aşırı ukalaydı. Bu kedinin özelliği ukala olması diyebilirsiniz fakat yazar Demir Kız'da ukalalığı abartıp, bunu itici bir özelliğe çevirmiş. Neyse ben hala Grimalkin'i seviyorum. Düzelir o düzelir...
Aklımdaki Demirat... Yorumda spoi olmasın diye bahsetmedim
Gelelim Meghan'a. Off Meghan sana söyleyecek o kadar sözüm var ki, sansür yemek istemiyorum sadece. Ash'i seviyorsun be kadın, Puck ile niye oynuyorsun!!! Puck senin oyuncak faren mi? Bari bırak o bize kalsın*-* 
Bir de şu Ariella olayı var. Şimdi Ash Ariella'yı hala seviyor mu, sevmiyor mu? Kafamda deli sorular...
İlk kitabın yorumunda da söylediğim gibi bir gün gidip Mab'i ben öldüreceğim. Bu ne ya! Kadın her şeyi Yaz Divanı'na atıyor. Hadi onu geçtim, Yaz Divanı'da dünden savaşmaya hazır. Herkes hainlik içinde , herkes çıkarcı.
Size savaş müstehak kardeşim! 

Ah bir de şu Ash bu kadar başına buyruk olmasa, her şey süper olacak. Ama kitabın sonu....
Emin olun, Julie Kagawa okuyucunun ilgisini nasıl çekeceğini çok çok iyi biliyor. Şuan Demir Kraliçe'yi almak için tam anlamıyla yanıp tutuşuyorum. Ash'ten beklenmeyecek hareketler ve ver elini...(söylemicem spoi olmasın. Çatlayın siz :))) Umarım Demir Kraliçe'de şu Ariella olayı çözümlenir ve Puck kendine başka bir kız bulur.


0 yorum:

Bana Ulaşın