Safkan ve Tanrı\\\Jennifer L. Armentrout ~Kitap Yorumu~


Arka Kapak Yazısı;

Bir yanda ihtiyaçlar. Bir yanda kader...

Doğaüstü bir yaratık olmak tam olarak muhteşem bir şey değil; özellikle her gittiğin yere "diğer yarının" da gittiği düşünülürse. Seth, eğitimde, ders dışında ve hatta yatak odasında Alexandria'yla birlikte ve bu hiç de eğlenceli değil. Aralarındaki bağın kabuslardan uzak kalmak gibi faydaları da var ama Alex'in safkan yasak aşkı Aiden'a olan hisleri üzerinde hiçbir etkisi yok. Ya da Aiden'ın onun için feda edecekleri üzerinde.

İblisler binayı istila edip öğrencilere saldırınca tanrılar furileri salıyor üzerlerine. Furiler, öğrencilere ve tanrılara karşı en ufak tehdidi ortadan kaldırmakla görevliler, buna Alex ve diğer Apollyon Seth de dahil. Bu sorunlar yetmezmiş gibi, gizemli bir varlık


Arka Kapak Yazısı;

Akit'in kuralları Alex'i neredeyse ölüme gönderiyordu. Konsey onun Catskills'de ne yaptığını öğrenseydi, onu kimse kurtaramazdı, tabii Aiden'ı da. Furiler, Alex'in peşindeydi, şimdi de onu ele geçirmek isteyen başka güçler var.

Alex sürpriz bir mektup alıyor, yazanlar karşısında ne yapacağını bilemiyor ve Seth'le gittikçe daha da yakınlaşıyor. Birlikte yaptıkları antrenmanlardan biri Alex'in bir Apollyon işareti daha kazanması ile sonlanıyor ve bu Alex'i bir adım daha Uyanmaya yaklaştırıyor.

Alex'in doğum günü yaklaştıkça sanki etrafındaki tüm dünya paramparça oluyor; geleceğin Apollyon'u aşk, kader ve yalanlar arasında sıkışıp kalıyor.

Tanrılar öfkelerini serbest bırakınca yaşam geri dönülmez bir şekilde değişecek. Furiler, İblisler, Safkanlar, Melezler ve Avcılar hiç beklenmedik bir geleceğe hazırlanıyor. Tarih tekerrür ediyor fakat bu defa işler, pek de iyi gitmiyor.

Melez Sözleşmeleri serisi, Melez ve Safkan'dan sonra Tanrı ile devam ediyor.


YORUMUM;

Bu yazımda daha önce hiç yapmadığım bir şey yapacağım. İki kitabın yorumunu da aynı yazıda yazacağım.
Sebebimse süper(!) Maalesef kitap oburu ben Safkan biter bitmez Tanrı'ya daldım. Üff hem de ne dalış.. Üstelik bir de Tanrı'yı okurken bir türlü Safkan'a yorum yazamadım. (Tamamıyla tembellik:((  )
Sonuç olarak kitaplar bittiğinde iki kitapta birbirine girdi. Tam anlamıyla çorbaladım yani. Üzgünüm ama bu seferlik yorumum böyle olacak : ( Hayır yani kimse okumasa da ben kendimi kötü hissediyorum. Neyse siz aldırmayın bana... Notlar düşünce aile baskısı falan derken kafayi yedim yine...

    Bu seri hayatımı tam anlamıyla felce uğrattı. Bunu yapmaya ve benim duygularımla oynamaya hakkı yok!
Hayır yani, okulda öğle tenefüsümü bile Safkan'ı okumaya ayırdım. Ya ben öğle tenefüslerinde aç kaldığım içim aklımı peynir ekmekle yedim ya da kitap bende çok değişik etkiler bıraktı. (Tabi sonra notlar niye düşük? Annem hakli valla...)
Kitabın hoşuma gittiğini söylememe gerek var mı?
Neyse mümkün olduğunca az spoi vermeye çalışacağım.

Öncelikle bu seriyle ilgili rahatsız olduğum iki şeyi dile getireceğim. Bir; kitaptaki karakterlerin bir karakteri yok. Ciddiyim o kadar hızlı değişiyorlar ki... Sürekli aptalca hareketler yapan asi kızımız Alex bir anda süt dökmüş kediye dönüyor ya da aşırı mantıklı davranmaya başlıyor. Ya da Aiden, bazen bir bilge edasıyla konuşurken, bazen de 20'li yaşlarında umursamazın tekine dönüşüyor. Hani kitabın belli karekterleri var. Ama bana sorsanız Aiden nasıl biri diye, cevap veremem yani. İkincisi de kitap sürekli diyaloglarla ilerliyor. Alex sürekli birileriyle konuşuyor. Belki de bu yüzden karakterleri de çok iyi tanıyamıyorum.
 Tabi bunları göz ardı edipte olaylara ve diyaloglara odaklanırsak seriye güzel diyebiliriz. Hatta ben derim.

Safkan'da pek mutlu şeyler görmüyoruz. Hatta hiç mutlu şeyler görmüyoruz. Çünkü Alex'in başına hiç iyi şeyler gelmiyor. Zaten Alex'in başına ne zaman iyi bir şey geldi ki? Kız adeta bir ayaklı felaket.
Üstelik bir de kitapta çok sevdiğim bir karakterin aramızdan ayrılmasına sebep olunca 'Kızım, bittin sen!' dedim... demesine ama maalesef Alex gerçek olmadığı için tehditlerim sadece boşluğa savruldu. Ah, bir gerçek olaydı...
Tanrı ise apayrı bir olay. Açıkcası benim kafam karıştı. Yazarın amacı ne? Bu kitap nereye gidiyor? Kafamda deli sorular. Safkan'da aşık olduğum adam, bu kitapta evrim geçirdi resmen.

Safkan'da tipik bir aşk üçgeni görüyoruz. Bir yanda Alex'e sürekli destek olan ve onunla aynı kaderi paylaştığı inanılan süper Seth, bir yanda da yasak elma olan mükemmel Aiden. Gerçi beyefendi Safkan'da o kadar mükemmel değildi ve beni gıcık etmişti ama olsun. O yine de mükemmel. Hatta Alex'in açısından bakarsak, o kadar mükemmel ki ben mükemmelliğini okurken sıkıldım. Ama Seth ise tam anlamıyla kaka çocuk. Çocuk ne yaptıysa yaranamadı.

Tanrı'da ise işler tam tersine dönüyor. Benim sevdiceğim o komik, umursamaz Seth gidiyor, yerine ne geliyor Allah bilir.. Aiden'ın içinden de bir aşk pıtırcığı çıkıyor, öyle böyle değil. Dedim ya Aiden'ı tanıyamıyorum diye, kesinlikle bunu kastediyordum.

Ama her şey bir yana, öyle bir olay akışı var ki Tanrı'yı bitirdikten sonra 'Öff be! Bu ne biçim son ya...' diye gidip arkadaşıma dert yandığımı kabul ediyorum. Üstelik çok sıkıcı bir hafta geçirmeme rağmen bir baktım ki kitap bitmiş elime Apollyon'u almışım.
 Benden bu kadar gençler. Çok fazla bilgi vermedim. Hatta spoi vermemeye çalışırken bilgisayar başında kriz geçirdima ama iki kitapta birbirine girince, üstelik ben de Apollyon'a başlamak çok istiyince  yorumu biraz aceleyle yazdım. Amaaan neyse, OKUYUN BU SERİYİ!!! arkadaşlar.
Hadi ben uçtum.


0 yorum:

Bana Ulaşın